16 02 2012

Ya Tutarsa

 

Ya Tutarsa

Uzun zamandır süregelen bir bilgiyi tartışmaya cesaret edemezler. Başka bir gözle bakma sanki o bilgiye hakaret etmek gibidir. Bu bakış acısı yüzünden nice değerimiz olduğundan farklı anlaşılmış gelişim sürecimiz engellenmiştir. Bilinçli yâda bilinçsiz olarak ortaya çıkan bu durum Nasrettin hocanın fıkra olarak anlatılan anekdotlarının da başına gelmiştir. Bu yazı dizisinden maksadım şudur; bilenene değişik bir gözle bakmak ve ortaya nasıl bir sonuç çıktığını gözlemlemektir.

Bilindiği gibi Hoca Nasrettin’in fıkraları deyimler olmuş, kulaktan kulağa bu millete mal edilmiştir. Şimdi onu değişik bir gözle inceleyeceğiz. Duyduğum birçok hikâyesinin birden fazla anlamı olan bu kişi çok ciddi bir toplum bilimcidir. Ulaştığım tüm çalışmalarına bu gözle bakmayı düşünüyorum ne kadar başarılı olacağım ise sizlerin takdiridir. Her olayında birden fazla ders vardır. Kültürel anlamda bizlerin geliştirmek isteyen Hoca’nın şimdi en bilindik eserlerinden biri olan “göle maya çalmak” meselesi üzerinde durmak istiyorum.

Ya tutarsa demiş ve bitirmiştir hoca bizlerse bu kelimesi ile başlayalım istedik. Burada hem toplumun hurafelerine bir gönderme vardır hem de olmayacak işlerin peşinde saçmalamamak gerektiği vurgulanmaktadır. Hurafelere örnek verecek olursak, bunlar zor durumda kaldığımızda bir kurtarıcı bekleme alışkanlığında olan bizleri uyandırmak için atılan tokat mahiyetindedir. Bizler sorumluluklarından kaçan insanlarız ve bu durum içinde bulunduğumuz anın sebebidir. Şikâyet ettiğimiz ne varsa bilinmelidir ki bu yayvanlığımızdan kaynaklıdır. Yayvan kelimesini bilerek kullanıyorum. Yayvan yayvan yatıyoruz ve utanmadan ümit ediyoruz.

Şans oyunları müptelası olmuş bir toplum haline geldik. Sebep olan durum ise kolay olanı seçmemizde gizlidir. Kaç kişi var ki gerçekten emek vererek bir şeyler için çaba harcayan. Her birimiz kolay yoldan para kazanma emek harcamadan bir yerlere gelme derdinde yaşayan asalaklar haline geldik. Bundan bin sene evvel hoca görmüş bunu ve bizlere anlatmış. Bu toplumu tanıyan bir diğer sosyolog ve yazar Mehmet Akif de aynı şeyi söylüyor aslında “yetiş de ya kendi gelsin yâda Hızır’ı göndersin derken”. Bizler kolay olanı doğaüstü yardımı beklerken birileri çabalayarak bizleri sömürüyor. Elimizde avucumuzda ne ise alıyor. Yabancı kuvvetler demeyin bu eşiniz olabilir patronunuz olabilir herkes olabilir sizi ve emeğinizi duygunuzu sömüren ne varsa bu kategoriye girer. Belki de hoca o günlerden bu günlere sesleniyor “ya tutarsa” diyerek.

Olmayacak işlerin ardından gitme meselesine gelince malum hikâyede göle çalınan bir maya vardır. Burada olmayacak işlerin ardından giden insanların aslında ne denli umut ettikleri anlatılır. O kadar umut peşinde dolaşırlar ki ya tutarsa derler. Tıpkı kumarbazların bu sefer inanıyorum olacak demeleri gibi bir durumdur. Her seferinde hırslarının peşinde kör bir halde giderler ve sonuç hüsran içinde hüsrandır.

Bir diğer dikkat çekmek istediğim durumda etrafında bulunanlar, alay ederler kimse destek olmaz yâda yanlışlığına güldükleri halde bu duruma karşı çıkmazlar çok garip bir paradokstur bu durum. Düşünüyorum da bu günde ortam aynı. Kimse taşın altına elini koymaz ama kenardan gülenler hep vardır. Sonuç olarak hoca sadece güldürmemiş aynı zamanda bizleri yarınları eleştirmiştir.

Tüm bunlardan yola çıkarak bence alınması gereken bir hisse vardır. Bu hisseye gelince; bir boş işlerle uğraşma, iki umut ettiğin şeyin gerçeklikle bağlantısı olsun ve üç Hızır’ı bekleme Hızır sensin. Şimdi bunca kelamı neden mi ettik insanların gönül gölüne bir maya da biz çalalım dedik hani “ya tutarsa” diye. . .

ismailtorunu 

0
0
0
Yorum Yaz