13 05 2011

Kaptan Baba’dan “Bana Öyle Şeyler öğrettiler Ki…”

Kaptan Baba’dan “Bana Öyle Şeyler öğrettiler Ki…”  Kaptan Baba be bana insanı ve gerçek sevgiyi anlatsana… Kaptan Baba durdu biraz düşündü ve buğulu gözlerle… “Anlatılması zor bir bilmeceye benzeyen bu döngü her ne yaparsak yapalım bu şekilde gitmeye devam edecektir. Ağlasak da gülsek de hepsi olması gerektiği gibi olacak ve bizler canımız yanarak arkasından bakacağız. Seviyorum diyen onca ahlaksızla aynı havayı soluyacağız. Kendimize bakmadan yanıp yakılmaya devam edeceğiz. Birilerini sevdiğimiz sürece bu olmaya devam edecek. Kim bilir belki bir gün karşılıksız sevenini bulup gideceğiz. Ama bu hiç gelmeyecek gibi görünen bir yol değil mi? O kadar çok duydum ki seni çok seviyorum diyeni. O kadar çok duydum ki sensiz olamam diyeni. Sen benim kardeşimsin canımsın diyen o kadar fazla vardı ki etrafımda. Ama ne oldu hepsi bir yalan oldu gelmek istedikleri yöne doğru gittiler. Keşke demek için hiçbir şey bırakmadan öylece gittiler. Her gidişte suçlu ben miydim bilinmez ama şurası gerçektir ki hiç biri benim kadar sevmedi bende onlar gibi olamadım. Çıkar için yaklaşmadım. Satmadım.  Basit hevesler uğruna bırakmadım. Nedensiz yere kimseyi bırakıp gitmedim. Hepsinden önemlisi de bir şeylere sahip ya da değil diye onunla olmadım. Kendimce sevdim onları onların dilinden değil kendi dilimle haykırdım. Ama karşılık olarak her zaman ki gibi hüsranla karşılaştım. Satıldım. Arkamdan vuruldum. Aldatıldım. Yalnız kaldım. Mutluyum bu yalnız kalıştan da en azından yanımda üçkâğıtçılar yok. Satanlar yok, adiler yok… Kendimce hep insanların iyiliği istedim onların yanında olmak istedim. Birlik mutluluktur diyordum ve öyle yaşıyordum. Ama ciğeri beş para etmez adamları adam sınıfına koyarsan sonuç bu o... Devamı

06 05 2011

Taşın Altı

Taşın Altı “Of bu dünya ne kadar kötü bir yer ya… Her işim aksıyor. Bir türlü istediğim gibi olmuyor. Tüm aksilikler olumsuzluklarda beni bulur… Ne zaman şans gülecek bana? Ne zaman istediğim gibi bir hayatım olacak? Dünyada ne kadar işe yaramaz adam varsa beni mi buluyor? Of Allah’ım of ya…” Bu sözlerden birini yâda bir kaçını söyledik, söylüyoruz. Galiba akalımızı başımıza almazsak da söylemeye devam edeceğiz. Her fırsatta sızlanmaya yarı yolda kalmaya mecburuz. Genetiğimiz böyle değil mi? Atasözlerimizde bile bu başaramama, aşağılık kompleksi var. Bir işe başlarız ama bir türlü sonunu getiremeyiz değil mi? Hep bir aksilik gelir bizi bulur. Sanki aksilikler demir bizde dev bir mıknatıs. Ne kadar kaçarsak kaçalım o gene de bize yapışır ve işimizi engeller. Ne zaman niyet etsek güzel bir işe başlamaya mutlaka bir sorun gelir bizi bulur. Ya canımız istemez ruhumuzu sıkan bir şey olur yâda bizim dışlımızda gelişen bir olay yolumuzu keserek bizleri engeller. O kadar vahimdir ki durumumuz elimizden bir şey gelmez ve kadere suç buluruz.  Haklıyız kadere suç bulmakta, yolumuza çıkanları geçmek yerine takılmakta. Ne gerek var ki onları aşmaya çalışmaya, nasıl olsa bir sorun gene çıkacak karşımıza ve gene engelleyecek bizleri… Keşke bir sihirli değnek olsa da tüm işlerimizi yerine koysa. Keşke, lotodan para çıksa. Keşke biri benim yerime ödevlerimi yapsa, sorumlu olduğum işlerin üstesinden gelse, hatta yerime dinimi yaşasa; sonra da dese ki “kardeşim mükâfatlarını alabilirsin, cennete gir, bak yüksek bir maaş sana…” ne güzel olur be. Keşke gökten yağsa ben uğraşmasam da bana gelse ben yesem. Hiç emek harcamadan en güzel arabaya binsem, en güzel kadınla evlensem (en... Devamı

13 04 2011

Omuzdaki Saksı

Omuzdaki Saksı İnsan… Anlaşılması zor bir bilmece. Her özelliği içinde barındıran, iyi ve kötünün bir arada olduğu bir en yüksek ve bir o kadar da aciz olan varlık. Bu varlığı izaha binlerce kitapta uğraşılmış, binlerce edip algılamaya çalışmış. Her önüne gelen ona dair bir şeyler karalamış. Kimi neden kötü olduğunu izah etmiş. Kimi ruhunu araştırmış. Kimi bedenini … Her yazan kalemde ona dair birkaç özellik varken tamamını anlatan bir yazı yazılamamış. O kadar farklı özellikleri varki birbirine zıt, hepsini anlatacak bir bakış bulunamamış… Bize göre insan… İnsan bir kaba benzer içinde her özeliğin olduğu altın bir kaba. Bu sebepledir ki o kıymetlidir. Ama içinde bulanan varlıkların hepsi kıymetli değildir. İçinde kötülük, hırsızlık, iyilikseverlik, yardım vs. vs. her özellik vardır. İnsan ise ortaya çıkadığı özelliğidir. Onu var eden bu hayatta anlamlı kılanda içinden dışarı çıkardığı vasfıdır. O yüzdendir ki hiçbir insan özünde kötü değildir. Sadece yaşantısında ortaya çıkardığı özelliğidir. Bu özelliği nasıl ortaya çıkardığına bakacak olusak ne kalem yeter anlatmaya ne de mürekkep. Biz onun bir eylemi nasıl gerçekleştirdiğini anlatmaya çalışacağız. Başka bir deyişle düşüncenin nasıl fiile dönüştüğünü ifade edeceğiz. Beynimizde bir düşünce peyda olmadan önce, ona ihtiyaç duymamız gerekmektedir. İtiyaç duymadan beynimiz harekete geçmez. Yani bir hedef bulmalıyız. Yapacak iş. Yapacak kutsal bir gaye kimine göre ülkü kimine göre ideal. (Bu tabirleri çoğaltabiliriz.) Bu ideali bulduktan sonrası ise sadece harekete geçmektir. Eskilerin dediği gibi başlamak bitirmektir veya işin yarısıdır. Son... Devamı

03 04 2011

İNSAN NEDEN MUTSUZ OLUR?

    Mutlu Yaşamayı Hak Ediyor Muyuz? İnsan neden mutsuz olur?... Bu soru tarih başladı başladı başlayalı cevap aranan, üzerine çalışmalar yapılan, hatta sektörler kurulan bir sorudur. Bu sorunu çözmek için çeşitli teoriler vardır. Bizde dilimiz döndüğünce bir teori üretme maksadındayız. Sebep nediri anlamaya, sorunu daha anlaşılır bir dille çözmeye çalışacağız. Kısaca başlamak gerekirse… Bir makine düşünelim. Tasarısı ile her şekli ile harika işleyecek ve mükemmel kurgulanmış. Bir de kullanma kılavuzu var tüm arıza yapabileceği noktaları ayrıntılı anlatan. Onun işleyişini en güzel şekilde sağlaması için bütün ayrıntıları veren. Ve makinanın şöylede bir özelliği var kullandıkça kendini geliştiren ve kapasitesini artıran bir makine. Bu makineyi alan kişi eğer aptalsa kullanamaz ve gerekli talimata göre davranamaz yâda davranmaz. Akıllı bir üretici ise onu olması gerektiği ölçülere uygun şekilde çalıştırıp en güzel verimi almak için tam kapasiteli kullanır. Onu bozmamanın yolunu kılavuzdan net bir şekilde okur anlar ve uygular. İnsan denilen varlık da bu makineye benzemektedir. Onun işleyişi madde ve manası da sürekli gelişemeye açtır. Bu gelişim sağlanmaz ise arıza vermeye mahkûm olur. Onun kullanılışını en yüksek kapasiteye uygun hale getirmemize yardımcı ise kuran ve sünnettir. Yani başka bir deyişle o makinanın mucidinin bize verdiği kullanma kılavuzudur. Eğer biz o kılavuza aykırı davranırsak hata vermemek mümkün değildir. Bu hatanın sonucu olarak da karşımıza çıkan sorunları düşünebiliriz.    İdealimiz olmadığı, şuursuz yaşamaktan zevk aldığımız için bilinçsizce bu makinayı heba ederiz. Asıl gönderiliş amacını bilmediğimiz için onun g... Devamı