03 04 2011

İNSAN NEDEN MUTSUZ OLUR?

  

 Mutlu Yaşamayı Hak Ediyor Muyuz?

İnsan neden mutsuz olur?...

Bu soru tarih başladı başladı başlayalı cevap aranan, üzerine çalışmalar yapılan, hatta sektörler kurulan bir sorudur. Bu sorunu çözmek için çeşitli teoriler vardır. Bizde dilimiz döndüğünce bir teori üretme maksadındayız. Sebep nediri anlamaya, sorunu daha anlaşılır bir dille çözmeye çalışacağız. Kısaca başlamak gerekirse…

Bir makine düşünelim. Tasarısı ile her şekli ile harika işleyecek ve mükemmel kurgulanmış. Bir de kullanma kılavuzu var tüm arıza yapabileceği noktaları ayrıntılı anlatan. Onun işleyişini en güzel şekilde sağlaması için bütün ayrıntıları veren. Ve makinanın şöylede bir özelliği var kullandıkça kendini geliştiren ve kapasitesini artıran bir makine. Bu makineyi alan kişi eğer aptalsa kullanamaz ve gerekli talimata göre davranamaz yâda davranmaz. Akıllı bir üretici ise onu olması gerektiği ölçülere uygun şekilde çalıştırıp en güzel verimi almak için tam kapasiteli kullanır. Onu bozmamanın yolunu kılavuzdan net bir şekilde okur anlar ve uygular. İnsan denilen varlık da bu makineye benzemektedir. Onun işleyişi madde ve manası da sürekli gelişemeye açtır. Bu gelişim sağlanmaz ise arıza vermeye mahkûm olur. Onun kullanılışını en yüksek kapasiteye uygun hale getirmemize yardımcı ise kuran ve sünnettir. Yani başka bir deyişle o makinanın mucidinin bize verdiği kullanma kılavuzudur. Eğer biz o kılavuza aykırı davranırsak hata vermemek mümkün değildir. Bu hatanın sonucu olarak da karşımıza çıkan sorunları düşünebiliriz.

 

 İdealimiz olmadığı, şuursuz yaşamaktan zevk aldığımız için bilinçsizce bu makinayı heba ederiz. Asıl gönderiliş amacını bilmediğimiz için onun gücünü yanlış yerlerde kullanırız. Ana maksat ona kul olmaktır. Bunu ispat etmektir. Ali İmran 142 de söylendiği gibi “yoksa Allah içinizden cihat edenleri ortaya çıkarıp sabredenleri belli etmeden kolayca cennete girivereceğinizi mi sandınız?”. Buradaki cihat peygamberin veda hutbesinde dediği “Artık küçük savaş bitti (insanlarla olan) büyük savaş başladı. Bu savaş nefsinizle olan savaştır.”. Bu ayet ve hadisi bilen kişinin maksatsız durması mümkün değildir. Savaşı kazanmak için öğrenmeli ve yaşamalıdır. Yine veda hutbesinde peygamber çok net bir şekilde savaşı kazanmanın taktiğini verir ve derki size iki silah bırakıyorum ona sımsıkı sarılın ve kurtulun, bu silahlar “kuran ve sünnet” tir. Yani en başa dönüyoruz makinanın kullanma kılavuzudur. Mesele çok basit oku öğren ve yaşa. Makinan da hata vermesin. Mutsuzluk hormonu ile heba olma. Boş kalıp makinanın gelişmesini engelleme. İnşirah suresi 5-6 ve yedinci ayet de bize formülü veriyor “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.  Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır. Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul, yalnız Rabbine yönel.”… Şimdi kendimize şu soruları soralım:

 

Bize verilen bu muazzam makinayı tam kapasiteli kullanmaya çalışıyor muyuz yâda bunun için emek harcıyor muyuz? Kuranın ve peygamberin dediğinden ne kadar haberli yaşıyoruz yâda bunları öğrenmeye çalışıyor muyuz? Ve en önemlisi gerçekten mutlu yaşamayı hak ediyor muyuz?

 

 ismailtorunu

 

  

 

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz