10 03 2012

Eşeğe Nasıl Bineceksiniz?

 

“Nasrettin Hoca camide vaazını bitirip evine dönmek üzere eşeğine binmiş. Bir ara bakmış ki cemaatin bir bölümü arkasından geliyor, hemen eşekten inip ters binmiş. Cemaatten kimileri nedenini merak edip sorunca Nasrettin Hoca şu yanıtı vermiş;

 

-Siz önden gitseniz bana arkanızı dönmüş olursunuz ki hiç yakışık almaz. Yok, ben önden gitsem, bu kez de ben size arkamı dönmüş olacağım ki bu da ayıp olur. Oysa gördüğünüz gibi eşeğe ters binince ben önden siz arkadan gitmiş oluyorsunuz. Böylece yüz yüze oluyoruz. Ben, bana saygısızlık yapılmasını da, saygısızlık yapmayı da hiç sevmem...!”

 

Toplumumuzun bu günlerde en ihtiyacı olan kavramı sanırım “saygı” dır. Bundan seneler evvel hoca bizlere bunu kendine has uslubu ile anlatmış. Bir makama sahip olanların, en fazla düştükleri hatalardan biri olan kendini üstün görmenin ne kadar acı bir şey olduğunu anlatmış hoca. Buraya kadar anlatılan ilk bakış acısıdır. Şimdi biz kendi anladığımız şekli ile başka bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz. Oda hocanın sözlerinde gizlidir.

 

Yukarıda okuduğunuz parçada ilk bakışta çok basit gelen bu hikayede hoca sanıldığının aksine bizlere çok önemli ayrıntılar veriyor. Neden bizlere ters gelen bir davranışı yaptığı sorulduğunda verdiği cevap çok incedir. “Siz önden gitseniz bana saygısızlıktır” derken aslında ilmin önünden gidilmezi vurguluyor. Çünkü orada Hocanın görevi önderliktir. Bu önderliği ise onlardan bazı konularda daha iyi bilmesinde gizlidir. Onlardan önde olması topluma yön vermesi içindir. Bu sebepten toplum ona saygı göstermelidir. Fakat burada saygı kişiye değil bilgiyedir. Bu cevapla onlara bilginin önüne geçmeyin demiştir.

 

İkinci cümlesine gelirsek “Yok, ben önden gitsem, bu kez de ben size arkamı dönmüş olacağım ki bu da ayıp olur.” Diyor. Burada topluma yön veren kişilerin, toplumdan ayrılmaması gerektiğini onların önünde olmanın anlara emir vermek değil hizmet etmek için olduğunu vurgulamasıdır. Düşündüğümüzde makam sahiplerinin, bu konuya fazlaca dikkat etmeleri gerekir. Burada makam sahiplerinden kastettiğimiz ise her hangi bir durumda önde olan kişilerdir. Ailede baba, sınıfta öğretmen, ilde vali ilçede kaymakam gibi bulunduğu noktada söz sahibi olan kişilerdir.

 

Önderlerin toplumdan kopuk olması, toplumun bozulmasında en temel sorunlardan biridir. Türk toplumunu en ince ayrıntısı ile gözlemleyen Hoca bu sözünden de anlaşılacağı üzere, toplumdan kopuk bir liderin, saygısız olduğunu ifade ediyor. Bu durumunda yanlışlığını normlara aykırı şekilde eşeğe ters binerek gösteriyor. Recep Yazıcıoğlu da sizce eşeğe ters binmedi mi?  Bu hareketi ile de süper vali olarak yıllardır anılmıyor mu?

 

Üçüncü ve son cümlesi ile ayrıntıları bitiyor ve söylemek istediğini en güzel biçimde ifade ediyor. “Oysa gördüğünüz gibi eşeğe ters binince ben önden siz arkadan gitmiş oluyorsunuz. Böylece yüz yüze oluyoruz. Ben, bana saygısızlık yapılmasını da, saygısızlık yapmayı da hiç sevmem...!” diyen hoca bizlere bazen eşeğe ters binmek gerektiğini söylüyor. Yoksa eşeğe doğru binmek uğruna ne hatalara düşeceğimizi vurguluyor.

 

Görüldüğü gibi bizler kuralların yâda elimizde var olanın doğru olduğunu sanarak, bazı noktalarda hataya düşüyoruz. Hocanın bin sene önceden bize bıraktığı bu miras aslında kendinizi ve bakışınızı yenileyin demektir. Eşeğe ters binin; binin ki birde dünyayı tersten görün bakalım ne değişecek. Hep alıştığınızın farklısını deneyin ve gelişime doğru yol alan bir hareket yapın. İnsanlar bu hareketinizi tuhaf bulacaklar ve garipseyecekler ama siz doğruyu yapmış olacaksınız.

 

Son olarak bu öğretiden anladığım ise kısa ve öz olarak şudur: Eşeğe düzgün binmek her zaman doğru değildir. İnsanlar karşıda çıksa inandığın şekilde yaşa çünkü bu onlara ve kendine saygı duymanın sırrıdır. Ne kadar garip görünse de olması gereken budur. Ne saygından ne kendinden ödün ver ve insan ol. Peki, şimdi sizler eşeğe nasıl bineceksiniz?

 

                        ismailtorunu          

0
0
0
Yorum Yaz